www.batman.nerededir.com
 
ne@nerededir.com
 

> Batman Otelleri Nerededir ?

> Hasankeyf Nerededir ?

> Sason Nerededir ?

> Gercüş Nerededir ?

Batman yöresi Türkiye'nin başlıca petrol üretim alanıdır. Yüzölçümü 4.694 km2 olan Bat¬man ili kuzeyde Muş, kuzeydoğuda Bitlis, doğuda Siirt, güneyde Mardin, batıda da Diyar¬bakır illeriyle çevrilidir. Eskiden Siirt'in bir ilçesi olan Batman, 1990'da çıkarılan bir yasa uyarınca Beşiri, Gercüş, Hasankeyf (aynı ya¬sayla ilçe oldu), Kozluk ve Sason ilçeleriyle bir araya getirilerek merkezi Batman kenti olmak üzere il yapıldı. Batman Türkiye'nin 72. ilidir.

Doğal Yapı
Genellikle kuzeyden güneye doğru gidildikçe alçalan il topraklarının büyük bölümü akarsu vadileriyle parçalanmış dalgalı düzlüklerden oluşur. Bu düzlükleri kuzeyde Güneydoğu Toroslar, güneyde de Mardin-Midyat Eşiği sınırlar. İlin kuzey kesimini Aydınlık Dağları da denen Sason Dağları engebelendirir. Güney kesimdeki başlıca yükseltiler Raman Da¬ğı (1.057 m) ve Karakaş Dağı'dır (1.408 m), ilin en yüksek noktası Aydınlık Dağları'nda 2.973 m'ye erişen Kuşaklı Dağı'dır (Malato Tepesi). İl topraklarından kaynaklanan sular Dicle Irmağı aracılığıyla Basra Körfezi'ne ulaşır. İlin güney kesiminden batı-doğu doğrultusunda geçen Dicle Irmağı'na katılan başlıca akarsular Batman Çayı ile Yanarsu Çayı'dır. Yanarsu Çayı doğuda, Zori ve Batman çayları da batıda doğal sınır oluşturur. Batman Çayı üzerinde inşa edilen Batman Barajı ve Hidroelektrik Santralı 1998'de tamamlandı. Barajın ardında oluşan yapay gölün kapladığı alan 49 km2'dir. Akarsu vadi tabanlarının genişlediği kesimlerde yer alan düzlükler bitkisel üretim açısından önem taşır. Aydınlık Dağları'nın yüksek kesimleri ile öbür dağlardaki yaylalar ilin başlıca hayvancılık alanlarıdır.
İlde sanayi büyük ölçüde petrol üretimine bağlıdır. Raman Dağı'nda jeolojik inceleme çalışmaları Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü'nün (MTA) kurulduğu 1935'ten iki yıl sonra başladı. Bu çalışmalar sırasında açılan Raman-1 kuyusunda, Nisan 1940'ta 1048 m'ye inildiğinde petrole rastlandı. Sonraki sondajların da olumlu sonuç vermesi üzerine yöre Türkiye'nin ilk sürekli petrol üretim alanı olarak işletmeye açıldı. Çıkarılan ham petrolü arıtmak üzere 1941'de Maymuniye Boğazın¬da küçük deneme rafinerisi kuruldu. Günde 3 ton ham petrol işleme kapasitesi olan Raman Tecrübe Tasfiyehanesi adlı bu rafineri verimsiz olunca söküldü ve Batman'da daha büyük bir deneme rafinerisi kuruldu. Günlük işleme kapasitesi 200 ton olmasına karşın bu da yetersiz kaldı. Bunun üzerine yapımına girişilen Batman Rafinerisi 1955'te deneme üretimine, 1956'da da tam kapasiteyle üretime geçti. Bölgedeki petrol üretim alanlarının genişlemesinden sonra, üretilen ham petrol miktan, kapasitesi bir miktar daha artırılan Batman Rafinerisi'nin işleme kapasitesini aştı. Fazla petrolün İskenderun Körfezi'ne taşınarak başka rafinerilerde işlenmesini sağlamak amacıyla yapılan 494 km uzunluğundaki Batman-Dörtyol Ham Petrol Boru Hattı 1967'de işletmeye açıldı. Bu hattın ham petrol taşıma kapasitesi yılda 3,5 milyon tondu. Daha sonra rafineri ve boru hattının kapasiteleri artırıldı. Kozluk ilçesindeki Şelmo (bugün Ulaşlı) üre¬tim alanı da 42 km'lik bir boru hattıyla Batman'a bağlandı. Batman Rafinerisi'nde petrol arıtma tesislerinin yanı sıra elektrik santralı, oksijen, teneke ve varil fabrikaları da vardır. Özellikle Batman kentinin büyümesinde önemli rol oynayan petrol sanayisi dışındaki başlıca sanayi kuruluşları çırçır, çivi, süt ürünleri, tuğla, yem fabrikalarıyla likit petrol gazı dolum tesisleridir.

Tarih
Batman yöresinin de içinde yer aldığı bölge İÖ 3. binyılda Hunilerin yurduydu. IÖ 13. yüzyılda Urartuların yaşadığı bu topraklar da¬ha sonra Asurlara bağlandı. Asurlar ile Urartular arasındaki tampon konumundan dolayı çeşitli karışıklıklara sahne olan yöre, İÖ 7. yüzyıla ait Asur kaynaklarında Şupria adıyla geçer. Kimmerlerden sonra Medlerin eline geçen yöre İÖ 6. yüzyılda Perslere bağlandı. Selevkos egemenliğinin ardından Partların yönetimine girdi ve bir süre Romalılar ile Partlar arasında el değiştirdikten sonra İÖ 1. yüzyılda Roma'ya bağlandı. Bizans dönemin¬de zaman zaman Sasanilerin yönetimine de giren yöreye yönelik Arap saldırıları 7. yüzyılda başladı. Arap egemenliği döneminde bir süre Ermenilerin yönetiminde kalan yöre 10. yüzyılda yeniden Bizans denetimine girdi. Halkının önemli bölümünü Arap, Süryani, Kürt ve Ermenilerin oluşturduğu yöreye 12. yüzyıl başlarında Artuklular yerleşmeye baş¬ladı. Hısn Keyfa (bugün Hasankeyf) Artukluların bir kolunun merkeziydi. Artuklu yönetiminden kalma birçok tarihsel yapının yer al¬dığı Hasankeyf, günümüzde koruma altına alınmış bir yerleşmedir. 13.yüzyılda Moğolların saldırıları sonucunda yıkıma uğrayan yöre daha sonra sırasıyla Eyyubi, Karakoyunlu ve Safevi egemenliğine girdi. 16. yüzyılın ilk yarısında da Osmanlı topraklarına katıldı. 19. yüzyıl sonlarında yöre toprakları Diyarbekir Merkez sancağı ile Mardin, Muş ve Siirt sancaklarının sınırlan içindeydi. Sason'da yaşayan Ermenilerin 1894'te başlattığı ayaklanma 20. yüzyıl başlarına değin yöreyi etkiledi. Cumhuriyet döneminde bir süre Beşiri'ye bağlı bir bucak olarak yönetilen Batman 1957'de ilçe, 1990'da il yapıldı.

> Video Teknolojili Firma Rehberi

> Video Teknolojili Otel Tanıtımı

> Video Teknolojili Dersane

> Video Teknolojili İşletme Tanıtımları

> Video Teknolojili Bireysel Mesaj

İlçeler

Merkez ilçe
Yeni sayılacak bir kentsel yerleşme olan Batman, ilin batı kesiminde, Diyarbakır il sınırı yakınında yer alır. Kent hızlı gelişimini yörede petrol bulunmasına ve çıkarılan ham petrolün arıtılması için gereken tesislerin burada kurulmasına borçludur. Eski İluh köyü¬nün yerinde kurulan yerleşmenin 1950'de yalnızca 915 olan nüfusu petrol sanayisinin gelişmeye başladığı 1955'te 4.713'e ulaştı. Daha sonra 1960'ta 12.401'i, 1975'te 64.384'ü, 1985'te 110.036'yı, 1990'da 147.347'yi bularak 2000'de 246 bini aştı. Kuzeydoğu ve kuzeybatı yönünde gelişme gösteren Batman kenti Gaziantep, Diyarbakır ve Şanlıurfa'dan sonra Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin dördüncü büyük merkezidir. Demiryolu hattı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki son istasyonu Kurtalan'a ulaşmadan önce Batman'dan geçer. Bitlis'i Mardin ve Diyarbakır'a bağlayan karayolları üzerinde bulunan Batman Diyarbakır'a 99 km, Şanlıurfa'ya 275 km, Gaziantep'e 412 km, Ankara'ya 1.010 km ve İstanbul'a 1.463 km uzaklıktadır.

Beşiri
Yüzölçümü 888 km2 olan Beşiri ilçesi kuzeyde Kozluk ilçesi, doğu ve güneydoğuda Siirt ili, güneyde Hasankeyf ilçesi, güneybatı ve batıda da Merkez ilçeyle çevrilidir. İlçe topraklarının büyük bölümünü Diyarbakır Havzası'nın uzantısı olan düzlükler oluşturur. Güney kesimini, doruğu ilçe sınırları dışında kalan Raman Dağı engebelendirir. Bu topraklardan çıkan suları Dicle Irmağı toplar. İlçenin başlıca akarsuyu olan ve Yanarsu Çayı da denen Garzan Çayı güneyde doğal sınır oluşturan Dicle'ye katılır. Yörenin geçmişi, Batman ili tarihine koşuttur. Beşiri 19. yüzyıl sonunda Diyarbekir (Diyarbakır) vilayetinin Merkez sancağına bağlı bir kaza olarak yönetilmekteydi. 1926'da Siirt iline bağlandı. İlçe merkezinin belediyesi 1928'de kuruldu. 1990'da Batman ilinin sınırları içine alındı. Eskiden Kobin ya da Kabin ve Elmedine adlarıyla anılan kasaba Batman kentine yakınlığı nedeniyle gelişememektedir. Deniz düzeyinden 680 m yükseklikteki Beşiri il merkezi Batman'a 14 km uzaklıktadır.

Gercüş
Yüzölçümü 1.062 km2 olan Gercüş ilçesi doğu, güney ve batıda Mardin ili, kuzeybatıda Diyarbakır ili ve Merkez ilçe, kuzey ve kuzeydoğuda da Hasankeyf ilçesiyle çevrilidir. Gercüş ilçesi ilin güney kesiminde, Mardin-Midyat Eşiği adı verilen geniş bir platonun kuzeydoğu kesiminde yer alır. İlçe toprakları Mardin-Midyat Eşiği'nin en yağışlı ve sulak bölümündedir. Kollarıyla Mardin-Midyat Eşiği'ni parçalayan Dicle yöreye can verir. Küçük akarsu boylarında dar ova düzlükleri vardır. Gercüş'te bağlar geniş alanlar kaplar. Ceviz ve incir üretilir. Ekimi yapılan başlıca tarla bitkileri buğday, mercimek, arpa ve no¬huttur. İlçede mera hayvancılığı yapılır. Çok miktarda kıl keçisi, koyun ve sığır yetiştirilir. İlin hayvan varlığı açısından önde gelen ilçelerinden biridir.

Hasankeyf
Yüzölçümü 319 km2 olan Hasankeyf ilçesi doğuda Siirt, güneydoğuda Mardin illeri, güney ve batıda Gercüş ilçesi, kuzeyde de Merkez ilçe ve Beşiri ilçesiyle çevrilidir. Eskiden Gercüş'e bağlı bir bucak olan Hasankeyf 1990'da çıkarılan bir yasayla ilçe yapıldı. Hasankeyf Belediyesi'nin kuruluş tarihi 1972'dir. İl merkezi Batman kentine 36 km uzaklıktaki Hasankeyf kasabası tarihsel yapı kalıntılarıyla ünlüdür. Romalıların İran sınırını denetim altında tutmak için burada, Dicle yatağın¬dan 100 m kadar yüksekte bir kale yaptırdığı bilinir. Amida'yı (Diyarbakır) Bazebda'ya (Cizre) bağlayan önemli kara ve su yolu üzerindeki bu savunulması kolay noktada Romalıların kale yaptırmasının rastlantı olmadığı ve Hasankeyf tarihinin daha eskiye dayandığı sanılmaktadır. Khalkedon (Kadıköy) Konsili (451) kayıtlarında, Hasankeyf'in Cepha (Kefa) adıyla bir Süryani piskoposluk merkezi olduğu belirtilir. Bazı kaynaklar burada çok sayıda kilise bulunduğunu yazar. Süryani kaynaklarında Hesna Kepha biçiminde geçen adının Süryanice "kaya" anlamına gelen kifo?dan kaynaklandı¬ğı sanılmaktadır. Daha sonra Abbasilerin, Hamdanilerin ve Mervanilerin yönetimine gi¬ren yerleşme, Arapçada "kayahisar" ya da "kayakale" anlamına gelen Hısn Kayfa adıyla anıldı. Bu ad sonraları Hısn Keyfa'ya dönüştü. 1102'den egemenliklerinin sona erdiği 1232'ye değin güneyden gelen Artuklulara yurt olan ve başkentlik yapan Hısn Keyfa'yı 1260'ta İlhanlılar yağmalayıp tahrip etti. Artukluların yürüttüğü bayındırlık çalışmalarıyla değerli mimarlık yapıtlarına ve bir darphane¬ye kavuşan yerleşme bundan sonra eski canlılığını ve zenginliğini koruyamadı. Yörede kısa bir süre egemen olan Akkoyunlular Hısn Keyfa'da yeni yapılar inşa etti ve yıkılan bazı Artuklu yapılarını onardı. 16. yüzyıl başında Safevi yönetimine giren Hısn Keyfa 1517'de Osmanlı topraklarına katıldı ve Diyarbekir eyaletine bağlı bir sancak merkezi yapıldı. Osmanlı döneminde adı Hasankeyf e dönüşen yerleşme zamanla sönükleşti ve bir köy haline geldi. Çevresinde çok sayıda eski mağara konutları bulunan Hasankeyf te çoğu Artuklulara ait önemli yapılar bulunur. Bunlardan en önemlisi Ulucami'dir. Dicle'nin güneyindeki Hasankeyf Kalesi'nin en yüksek kesimindeki caminin yedi kapısından üçünün kalıntıları günümüze ulaşabilmiştir. Geçirdiği onarımlar sonunda özgünlüğünü yitirmiş olan Ulucami'nin 14. yüzyıl başlarında yapıldığı sanılmaktadır. Kaledeki öteki yapı 12. yüzyılda Artuklularca yapıldığı sanılan Hasankeyf Sarayı'dır. Kare planlı, tuğla kemerli, kesme taştan yapının kuzeydeki köşelerinde kule kalıntıları vardır. Ortasında başka kulelere ait kalıntılar da bulunan saray toprakla örtülmüş ve bütünüyle yıkıntı durumundadır. Hasankeyf Sarayı gibi 12. yüzyıl Artuklu yapısı olduğu sanılan Dicle üzerindeki Hasankeyf Köprüsü de yok olmak üzeredir. Uzunluğunun 100 m'yi aştığı anlaşılan köprü eskiden 40 m'lik bir ana gözle Hasankeyf yanındaki 15 m'lik bir ve öteki yönde 22 m'lik iki gözden oluşuyordu. Orta ayaklarda görülen Malabadi ve Cizre köprülerindekilere benzer kabartmala¬rın astrolojiyle ilgili olduğu sanılmaktadır. Hasankeyf teki bir başka tarihsel yapı 1409'da Eyyubi sultanlarından Süleyman'ın yaptırdığı Camiü'r-Rızk'tır. Bugün yıkıntı du¬rumundaki caminin yalnızca minaresinin bir bölümü ayaktadır. Duvarlarından bir bölümü ayakta kalmış olan Koç Camisi'nin 14. yüzyıl sonunda ya da 15. yüzyılın başında yapıldığı sanılmaktadır. Hasankeyf'in kuzeyinde, Dicle'nin karşı kıyısında 15. yüzyıl ahşap işçiliğinin yetkin örneklerinden olan kapısı, on iki imamı betimleyen mavi çini levhası ve kulesiyle ilgi çeken İmam Abdullah Zaviyesi vardır. Yapım tarihi ve mimarı bilinmeyen zaviyenin İmam Abdullah için yapılmış türbenin çevresinde yer aldığı sanılmaktadır. Hasankeyf'in kuzeybatısında çinili yazıtından Otlukbeli Savaşı'nda (1473) ölen Zeynel Bey için yaptırıldığı anlaşılan kümbet bulunmaktadır. Dıştan silindirik, içten sekizgen planlı kümbet yöredeki öteki yapıların tersine, kesme taş üstüne tuğla kaplama olarak yapılmıştır. Mimar Pir Hasan'ın yaptığı kümbetin göv¬desi ve kubbesi geometrik örgelerle bezeli sırlı tuğlalarla kaplıdır. Zengin tarihsel değerleri nedeniyle koruma altına alınmış olan Hasankeyf Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) alt projelerinden biri oları Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santralı'nın gerçekleştirilmesinden sonra sular altında kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Hasankeyf?teki tarihsel yapı kalıntılarına ait en ay¬rıntılı bilgiler 1940'ta Fransız arkeolog ve mi¬marlık tarihçisi Albert Gabriel tarafından derlenerek Paris'te yayımlanmıştır. Türk bilim adamlarından ve araştırmacılarından oluşan ekipler Hasankeyf?te arkeolojik incelemeler yürütmektedir.

Kozluk
Yüzölçümü 1.058 km2 olan Kozluk ilçesi doğuda Bitlis ve Siirt illeri, güneyde Beşiri ilçesi, güneybatıda Merkez ilçe, batıda Diyarbakır ili, kuzeyde de Sason ilçesiyle çevrilidir. Batman ilinin kuzey yansında yer alan ilçe topraklarının kuzeydoğu kesimini Kuşaklı Dağı engebelendirir. Güney kesimi dalgalı düzlüklerden oluşan ilçe topraklarının sularını Batman ve Garzan (Yanarsu) çayları toplar. İlçe halkı geçimini tarımdan sağlar. Yetiştirilen başlıca bitkisel ürünler buğday, arpa, mercimek ve tütündür. Dağ köylerinde hayvancılık ve antepfıstığı yetiştiriciliği yapılmaktadır. İlçede tütün üretimi önemli bir etkinliktir. Kozluk'ta Tekel'in bir yaprak tütün işletmesi vardır. İlçedeki öbür sanayi kuruluşu tuğla fabrikasıdır. Ayrıca halı tezgâhları bulunmaktadır. Eski adı Şelmo olan Ulaşlı köyü yakınında 1964'te bir yabancı şirketin yaptığı sondajda petrol bulundu. Bu kesimde bir süre yapılan petrol üretimine daha sonra son verildi. Tuzlagöze (eskiden Melefan) bucak merkezi yakınlarında kayatuzu yatakları vardır.

Sason
Yüzölçümü 710 km2 olan Sason ilçesi doğu ve güneyde Kozluk ilçesi, batıda Diyarbakır, kuzeyde Muş ve Bitlis illeri, kuzeydoğuda gene Bitlis iliyle çevrilidir.
İlin kuzey köşesinde yer alan ilçe topraklarını derin akarsu vadilerinin parçaladığı Gü¬neydoğu Toroslar'a bağlı dağlar engebelendirir. İlçe sınırları içindeki başlıca yükseltiler Sason Dağları'nın 2.973 m'ye ulaşan Malato Tepesi ile Bulak Dağı'dır. ilçe topraklarından kaynaklanan sular Dicle Irmağı aracılığıyla Basra Körfezi'ne ulaşır. Bulak Dağı'nın doğu ve güney yamaçları ile Sason Dağları'nın kuzey kesiminden doğan sulan toplayan Sason Çayı ilçe sınırları dışında Batman Çayı'na katılır. Batman Çayı'nın bir başka kolu olan Sorkan Çayı batıda doğal sınır oluşturur. Bu dağların yüksek kesimlerinde hayvancılık açısından önem taşıyan yaylalar vardır. Çok eski bir yerleşim alanı olan yöre İÖ 3000'lerde Hunilerin yurduydu. İÖ 13. yüz¬yılda Asur egemenliğine girdikten sonra İÖ 7. yüzyılda Medlere, İO 6. yüzyılda Perslere, İÖ 129'da da Partlara bağlandı. İS 77'de Roma yönetimine geçti ve ardından uzun yıllar Bizanslıların elinde kaldı. 13. yüzyılda Moğol istilasına uğradı. Akkoyunlu ve Safevi yönetim¬lerinin ardından 1514'te Osmanlı topraklarına katıldı. 1800'lerin sonlarında Bitlis vilayetinin Muş sancağına bağlı bir kaza olarak yönetiliyordu. 1894'te Ermenilerin ayaklanması sonucu Sason'da kanlı olaylar çıktı. Olayların 1903-04'te yeniden alevlenmesiyle oluşan gerginlik 1915'te Ermenilerin bölgeden çıkarılmasıyla sonuçlandı. Cumhuriyet döneminde Siirt'e bağlanan Sason 1990'da kurulan Batman ilinin sınırları içine alındı.